Sektör Sorunları SDE’de Tartışıldı

Sektör Sorunları SDE’de Tartışıldı

Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) ve ODTÜ Bilim ve Teknoloji Politikası Çalışmaları’nın (TEKPOL) işbirliği ile “Türkiye’de Yazılım Sektörü” konulu bir konferans düzenlendi. Açılışı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu tarafından yapılan konferansın kapanış konuşması ise Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz tarafından gerçekleştirildi. SDE’de düzenlenen Konferans SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay’ın açılış konuşması ile başladı. Aktay, geleceğin dünyasında Türkiye’nin yazılım alanında gelişmesi ve dünya ile rekabet edebilecek iyi bir noktaya gelmesi gerektiği üzerinde durdu.
 
ODTÜ Bilim ve Teknoloji Politikası Çalışmaları (TEKPOL) temsilcisi Derya Fındık, TEKPOL’ün faaliyetlerini anlattı. Eski Sanayi Bakanı Müsteşarı ve Afyon Milletvekili Ali Boğa da bu tür toplantıların önemine dikkat çekti. “Doğal ve beşeri büyüme sınırımıza henüz ulaşmadık” diyen Boğa, gençlerin en iyi değerlendirilebileceği sektörün ise yazılım sektörü olacağının altını çizdi.
 
Açılış oturumunun son konuşmacısı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu oldu. Kavranoğlu özetle şunları söyledi;
 
“30 yıl önce bilgisayar sadece üniversitelerde bulunan bir imkandı. Bilgisayarların olduğu yerlere girmek, bir gizli odaya girmek kadar zordu. Bilgisayarlara ulaşmak oldukça zordu. Şimdi bakıyoruz, o zaman bahsettiğimiz bilgisayardan daha donanımlı olan akıllı telefonlar var. 80’lerin ikinci yarısında ise kişisel bilgisayarlar yaygınlaştı. Çoğu kişi bir bilgisayarının olmasını hayal ediyordu. Personal Computer (PC) devrimi dediğimiz konu, herkesin bir bilgisayarının olmasını sağladı. 90’larda internetin yaygınlaşması ile beraber ise bir devrim yaşandı. Bu devrim dünyadaki en önemli devrimlerden biridir. Artık bilgisayar maliyetleri 100 doların altına düşecektir ve hizmet sunumu şekline dönüşecektir. Bu dönüşüm zaten başladı. Bu kapsamda FATİH projesine bakmayı teklif ediyorum. Bu proje çoğu şeyi kökünden değiştirecek bir proje. Biz 15 bin bilgisayar dağıtacağız. O bilgisayarların girdiği her ev, bilgisayar çağına girecektir. Bunun verimli kullanılması çok önemlidir. FATİH Projesi tüm dünyaya büyük bir imkan sunuyor. Kendimizi buna göre şekillendirmemizde yarar var."
 
"“Microsoft, Apple ve IBM yazılım sektörünün önde gelen şirketleridir. Biz kendi yazılımlarımızı piyasaya sunabilmeliyiz. Aksi takdirde yine hizmet veren değil, alan olacağız. Bu yeni düzeninin sömürü düzeni olmaması için dikkat etmeliyiz. Veren el, alan elden evladır. Yazılım sektöründe de bu söz doğrudur. Bizlerin de bu konuda kendimizi geliştirmemiz gerekmektedir. Hizmet sunucu hale geleceğimiz sistemler oluşturmamız gerekmektedir. Stratejik düşünmek ve stratejik adımlar atmak iyi yazılım yazmaktan bile daha önemlidir. Yazılımcılarımız gelsinler çalışsınlar, biz de devlet olarak bu çalışanlara yardımcı olalım. Ayakları güven içinde yere basan bir yeni Türkiye istiyoruz.”
 
Birinci Oturum
 
“Türkiye’nin Yazılım Sektörü Üzerine Düşünceler”başlıklı sunumuyla ilk konuşmayı TÜBİTAK BİLGEM Bilgi Teknolojileri Enstitüsü (BTE) Müdür Yardımcısı Dr. Nedim Alpdemir yaptı. Projelendirme ve yazılım alt yapısı kavramının Türkiye’de oturmamış olduğunu belirten Alpdemir; projelendirme, değişim yöntemi, test yöntemi-planlama, süreç tanımlarının kurumsallaşma düzeyi, süreçlerde metrikler ve ölçme yöntemi, teknoloji takibi, patent marka tescilleri, toplum ne kadar hazır, 2011 bilgi toplumuna hazırlık endeksi, Türkiye’nin konumu (devletler daha hızlı ilerlediğinden, Türkiye’nin konumunda rölatif bir gerileme vardır) başlıklarından oluşan bir sunum gerçekleştirdi. Alpdemir görüş ve önerilerini şu başlıklar altında topladı:
 
“Uzmanlaşma, kamu-özel sektör ilişkileri, standardizasyon, uluslararasılaştırma stratejisinin yürütülmesi, sektör yapısının değişmesi, performansın (ürününün kalitesi ve süreç verimliliği gibi) sürekli iyileştirilmesi yaklaşımının benimsenmesi, sosyal dönüşümün tamamlanması.”
 
Alpdemir’in ardından YASAD Eski Başkanı, TEKİMED Genel Müdürü Gülara Tırpançeker; “Türkiye’de Yazılım Sektörü ve Yazılımın Yarattığı Katma Değerler” başlıklı sunumunu yaptı. Tırpançeker; “Türkiye’de yazılım üreten 1600 firma var. 10’dan az çalışanı olan firmaların oranı yüzde 10 civarında. Yeterli kaynak yok. 1600 firmanın yüzde 35’i teknoloji geliştirme merkezlerinde yer almakta. Üretim, otomasyon, elektrik, kamu, sağlık, turizm ve pek çok alanda yazılım geliştirilmektedir. Türkiye’de yazılım sektörü istenilen yerde değildir. Türkiye’de bilgi-iletişim teknolojilerinin büyük rakamlara ulaşması, bu koşullarda söz konusu değildir” dedi. Tırpançeker, yazılımın yarattığı katma değerleri; GSYH, Diğer sektörlerdeki rekabetçiliğe etkisi, Ar-Ge faaliyetlerine etkisi, istihdama etkisi, ihracata etkisi şeklinde sıraladı. “Türkiye şuan tamamen iç pazara yönelik çalışmaktadır. Türkiye’nin bu konudaki şansı yeterli iş gücüne sahip olmasıdır” diyen Tırpançeker, devletlerin yazılım sektörünün gelişmesini; doğrudan destek, teşvik ve dolaylı teşvik uygulamalarıyla desteklediklerini kaydetti.
 
Kalkınma Bakanlığı, Bilgi Toplumu Dairesi Başkanı Emin Sadık Aydın ise “Bilgi Toplumuna Dönüşüm Süreci ve Yazılım Sektörü” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumunda yazılım sektöründen nasıl gerçekten istifade edebiliriz sorusuna cevap aradı. “Türkiye enerjiden eğitime, ulaştırmadan sağlığa her alanda bilişimden hakkıyla yararlanmak için ne yapılmalı sorusuna cevap bulmak zorunda” diyen Aydın, “Uluslararası rekabet gücü kavramını, bilişim ve yenileme kavramı ile doldurmalıyız. Yazılım sektöründe 1600 firma var. Bu sektör sayı olarak küçük ancak diğer sektörleri desteklediği için etki alanı son derece geniş” diyerek sözlerine devam etti.
 
İkinci Oturum
 
Birinci oturumun soru-cevap bölümü ile son bulmasının ardından “Yazılım Sektörüne Verilen Destek ve Teşviklerin Yazılım Sektörü Üzerindeki Mevcut Etkileri ve Öncelikler” başlıklı ikinci oturum başladı. Bu oturumun ilk konuşmacısı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hüseyin Rahmi Çetin oldu. Çetin şunları kaydetti; “Ülkemizde özel sektörün Ar-Ge harcamaları artmaktadır. Ar-Ge harcamalarına ayrılan kaynak bir ülkedeki gelişmişliğin en önemli göstergesidir. Üniversiteler ile sanayi işbirliği geliştirilmelidir. Bu nedenle Bakanlığımız bu konuda Ar-Ge destekli programlar yürütmektedir. Bilgi teknolojilerinde uluslararası rekabet için; deneyim, uzmanlık, kalite faktörleri ön plana çıkmaktadır.”
 
Çetin’in konuşmasının ardından ise YASAD Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Barut “Yazılım Sektörüne Verilen Destek ve Teşviklerin Yazılım Sektörü Üzerindeki Mevcut Etkileri ve Öncelikler” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Barut,ulusal yazılımlar, dış kaynaklı yazılımlar, gömülü yazılımlar, karma yazılımlar, toplama yazılımlar, katma değerli olanlar, diğerleri olarak yazılımları belirttikten sonra, sektör bileşenlerini şu şekilde sıraladı: üreticiler, ithalatçılar, ihracatçılar, kullanıcılar, eğiticiler, danışmanlar, yatırımcılar, destekleyiciler, girişimciler. Bunlara ek olarak desteklere de değinen Barut; Finansal, Ar-Ge, yenilikçilik, vergi, istihdam, teknopark, iş geliştirme, teknolojik, girişimcilik, ihracat, pazarlama, tanıtım, fuar, internet, web, portal, e-ticaret, eğitim, danışmanlık, sertifikasyon, patent, marka tescil, risk sermaye, teşvikler olarak destekleri belirtti.
 
Üçüncü Oturum
 
“Türkiye’de Yazılım İhracatında Mevcut Durum, Potansiyel, Fırsatlar ve Temel Sorunlar” başlıklı üçüncü oturumun ilk konuşmacısı Ulaştırma Bakanlığı’ndan Mustafa Canlı oldu. Canlı, “Bölgesel ve Küresel Pazarda Konumlama, Açılım ve Fırsatlar” başlıklı sunumu gerçekleştirdi. Canlı şunları kaydetti; “Türkiye’de yazılım hala dar bir alanda. Donanım yazılıma ezici bir üstünlük sağlıyor. Ancak Türkiye yazılımın daha çok maddi getiri sağladığının farkına varmış durumda. Yazılım sektörü donanıma göre ivmelenerek artıyor. Dünyadaki pazarı gördüğümüzde çok güzel rakamlar var. Örneğin oyun pazarı yıllık 70 milyon doların üstüne çıktı. Dünya pazarlarına benzer rekabet koşullarına sahibiz. Dünyada çok hızlı büyüyen yazılım sektöründen Türkiye çok az pay alıyor. Yazılım alanında sorunlu konular var. Bunlara çok net çözüm önerilerinin sunulması gerekiyor. Dünyada Facebook’u, Google’ı devletler desteklemiyor. Risk sermayesine katkıda bulunan yatırımcılar bunu destekliyorlar. Yazılım ürünlerinin diğer ülkelere ihracı konusunda, yazılımın gideceği ülkede paket ürünlerin daha geliştirilme aşamasında o bölgenin kültürel alt yapısının bilinmesi çok önem taşıyor. Bu noktada bölgeden yerel partnerlerle iş birliği yapmak önem taşıyor.”
 
Canlı’nın sunumunun ardından YASAD Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Barut; “Türkiye’de Yazılım İhracatında Mevcut Durum, Potansiyel, Fırsatlar ve Temel Sorunlar” başlıklı konuşmasını yaptı. Barut; “Türkiye’de ihracat hamlesi yaşandı. Biz istiyoruz ki, yazılım sektöründe de bu ihracatın bir parçası olsun. Türkiye’nin bunu yapmak için potansiyeli var.” diye konuştu.
 
Dördüncü Oturum
 
“Yazılım Sektöründeki İşbirliklerinin Yapısı” başlıklı dördüncü oturuma ise “Yazılım Sektöründe İşbirlikleri Modelleri ve Politika Üretme Paydaşları” başlıklı sunumu ile Türkiye Bilişim Vakfı Ankara Temsilcisi Dr. Aydın Kolat’ın konuşması ile başlandı.” “Kolat, küreselleşme ve küme politikaları çerçevesinde bir kümeleşmenin en önemli özelliklerine değindi.” En önemli özellikleri şu şekilde sıraladı; cevap verme yeteneği, tepkime yeteneği, firmaların piyasalardaki değişeme cevap verme becerisi.
 
“Yerel yenilikçi ortam; belli bir bölgedeki yeniliklerin ve yenilikçi firmaların inkubatörü rolünü oynar. Bu varsayıma göre yenilikçi unsurlar firmalar değildir. Yerel yenilikçi ortamın vazgeçilmez özellikleri vardır, bunlar şunlardır; mekan yakınlığı, sinerji, kişisel ilişkiler, networkler. Bu özellikleri yaratan unsurlar ise; oyuncular topluluğu, fiziksel elemanlar, Know-how ve kurumsal elemanlar, ilişki mantığı, öğrenme mantığıdır” diyen Kolat, yerel yenilikçi ortamların işlevlerini sıraladı; “arama, seçme, sinyal, kodlama, transformatör, denetim işlevi, bütün bu işlemler bir kümeyi arada tutan zamktır.”
 
Kolat şunları kaydetti; “Küme politikası taşlaşmış yapıları kırıp, inovasyona yol açar. Siyasi ve yerel oyuncular, zaten kıt olan kaynakların israfını önlemek için küme kavramını doğru anlamalı ve uygulanmalıdır. Küme politikasının dört ayrı modeli vardır; ulusal üstünlük, KOBİ network, bölgesel küme geliştirme, araştırma-sanayi ilişkileri. Ortak politikalar için ise şunları söyleyebiliriz; küme politikaları tek tek firmaları değil tüm network’u desteklemeye yöneliktir. Küme politikası yalnızca seçilmiş kümelerle ilgilidir. Amaç bu sektörel değer zincirlerini bir omurga haline getirerek bir dizi çarpım etkisiyle geliri istihdama araştırma ve ürün performansını arttırıcı bir ekonomik büyümeyi gerçekleştirmektir. Küme içi öğrenmeyi, inovasyonu hedef alır.”
 
Microsoft Türkiye, Türkiye Bilişim Derneği’nden Erdem Erkul ise “Yazılım Sektöründeki İşbirlikleri” başlıklı sunumunu yaptı. Erkul, işbirliği yapmanın önemi üzerinde dururken, “Özel sektör, kamu, üniversitelerin bir arada ortak akıl ile çalışmalarını çok önemlidir” dedi.
 
Kapanış Oturumu
 
Kapanış oturumunda, Konferansın moderatörü Derya Fındık, toplantının genel bir değerlendirmesini yaptıktan sonra SDE Başkanı Aktay, genellikle sosyal konular ve dış politika konularına yoğunlaşan Enstitü’nün bugün değişik bir alanda program düzenlediğine dikkat çekti. Ekonomi ile ilgili konuların kamuoyunda fazla tartışılmamasının ekonominin iyiye gittiğinin işareti sayılabileceğini belirten Aktay, “Genellikle sorun olan, hastalıklı olan konular gündem oluşturuyor. Ancak iyiye gidiyor olsa da önemi sebebiyle ekonomi ve yazılım sektörünün sorunlarının da konuşulması gerekiyor” şeklinde konuştu.
 
Aktay’ın konuşmasının ardından Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz kürsüye çıktı. Bakan Yılmaz şunları kaydetti; “Türkiye’de yazılım sektörü konferansını düzenleyen arkadaşlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Bu vesile ile kamu, özel sektör, sivil toplum bir araya geldi. Türkiye’nin şu an yürürlükte olan planı, 9. Kalkınma Planı, stratejik olarak hazırlanmıştır. 2007-2013 dönemini kapsayan ve “istikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen, AB’ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye” vizyonuyla geliştirilen Dokuzuncu Kalkınma Planında ülkemizin yazılım ve hizmetler sektöründe bölgesel bir oyuncu olarak konumlanacaktır. Bu yüzden gelişmeleri ve teknolojileri doğrudan takip etmek zorundayız. Özellikle bilgi teknolojileri dediğiniz andan itibaren, beşeri sermayeler ön plana çıkıyor. Değişimler fırsat sunduğu kadar, tehditleri de barındırıyor. Değişimi iyi anlayıp iyi yorumlayamazsanız, çok hızlı bir şekilde oyunun dışında da kalabilirsiniz. Biz kapsayıcı bir büyümeden yanayız. Bunu başaramazsak diğer ülkelerle aramızdaki gelişmişlik farkı daha da açılmış olur. Bu noktada yazılım konusu büyük önem taşımaktadır. Yazılım, bilgi ve teknoloji sektörünün en önemli ayaklarından birini tesis ediyor.”
 
“Araştırma geliştirme faaliyetleri, katma değeri yüksek ürünler üretmek için alan bazlı, tematik, uzmanlaşmış çalışmaların yapılması önemlidir. Bilişim sektörünün gelişimi noktasında bilgi toplumu stratejisi hazırlıyoruz. 2012 yılında bu sektörün katkısını göreceğiz. Daha nitelikli istihdam ortamları hedefliyoruz” diyen Bakan Yılmaz, sadece ülke içi talebini değil, dünya pazarının ihtiyaçlarını da kapsayacak nitelikte düşünülmesi gerektiği üzerinde durarak konuşmasına son verdi.